Perşembe, Şubat 07, 2008

GEÇMİŞ OLSUN



Son imamın oğlu Mehmet TARZAN oğlu Metin ÇABUK Geçen ay başında Katarakt operasyonu geçirmiştir.
Ardından sağ bacağında damar tıkanıklığı teşhisi nedeniyle Anjiyo olmuş 3 ay tedavi ve dinlenme tavsiye edilmiştir. Sultani ÇABUK'un cenazesiyle aynı tarihlere rastlayan bu operasyonlar nedeniyle Ankara cenazade bulunamamıştır.
Kendisine geçmiş olsun dileklerini iletiyoruz.

Hüseyin-Makbuleden doğma Salih oğlu Ersan ÇABUK'un peygamber sünnetli doğan oğlu ''DENİZ'' malum sebepten dolayı cerrahi operasyon için Bilkent ATATÜRK Hastanesinde yatırılmıştır.
Operasyon şu saatlerde devam etmektedir, GEÇMİŞ OLSUN...

07.01.2008 13.30

soldaki resimde ''ağzı açık'' Deniz
Sağdaki resim soldan sağa Metin ,Yogi baba ''Adnan ÇABUK'' Yogi babanın eşi Doplito ÇABUK

Yogi baba hakkında bilgi için Habercinin sitesinde önemli linkler http://nebilcabuk.blogcu.com/

Salı, Şubat 05, 2008

ACI KAYIP SULTANİ ÇABUK

Son İMAM Ammo Abdulhalimin gelini Sultani ÇABUK, uzun süredir özel şartlar altında ihtimamla bakıldığı ANKARA BİRLİK mahallesindeki ÖZEL Tatlı DİL huzurevindeki odasında 25 ocak 2008 de hayata gözlerini yumdu.
1998 şubatında rahmetli olan eşi Münir ÇABUK'un Ankara Karşıyakadaki kabri üzerine defnedildi Ruhu şad olsun.
28.01.2008 yatsı namazından sonra K.ören Ş.Tayfun sümer sk. Üçgül mescidinde Mardin'den Hafız ALİ ve Ankaradan HOCA İsmail DOĞMUŞÖZ'ün birlikte okudukları Mevlidin görüntülerini yakında burada izlemeniz mümkün olacaktır.

Bu kitabı okuyun, Mardin hakkında bilmediğiniz çok şey var...




KARTAL YUVASI -MARDİN TARİHÇEDİR-

Stratejik konumu nedeniyle Mardin kenti, tarih boyunca çeşitli devletlerin ele geçirmeyi hedeflediği bir yer olmuştur. Kent bundan dolayıdır ki defalarca kuşatılmış, dinlerin çarpışma alanı olmuştur. Ve belki de bu nedenledir ki bu önemli neden ve coğrafi konum kentin daha büyük bir yerleşim alanı olmasını, bir metropol olmasını engellemiştir.

Kartal Yuvası’nda anlattıklarımız Mardin’in ilginç öyküsüdür. Bu öyküde (600’lü yıllarda henüz Türkler oralarda yoktur) çeşitli ırkların ve dinlerin ilişkileri, çelişkileri, benzerlikleri ve gücü ele geçirme uğraşları anlatılır. Aslında Mardin’in öyküsünü bugüne dek anlatmayı-hikâye etmeyi-hiçbir yazar cesaret etmemiştir. Çünkü dinler ve ırklara rağmen olanları anlatmak ya da bulmak, zor olduğu kadar da diyalog dışı sayılmıştır belki de. Biz dinlerin kutsiyetine inanarak ana öykü örgüsünü pozitif düşüncelerle-olması gereken biçimde-anlatmaya çalıştık. Tabii ki tarihi romanda bizim de bir kurgumuz oldu ve bu kurgu, güçlü surları ile yüksek bir dağın tepesinde bulunan Mardin Kalesi’nin kimsenin almaya gücü yetmeyen duruşunun, heybetinin, baş eğişinin olabilirlik anlatımıdır. Dinlerin mitolojik esintilerinin dışında savaş, barış, anlaşma, çıkar, zarar, korku, çarenin akılla harmanlandığı olay örgüsü böylesi bir hikâyede olabilir(di). Çünkü her türlü kutsallık, kahramanlık, destan ve mitolojinin, olduğu kabul edilenin dışında-aslında olması istenendir!-olabilirliği, bir mantıklı anlatımı vardır. İşte Mardin’in öyküsünü böylesi bir pozitif düşünce alanında kurguladım. Yararlandığım kaynakların (kitapların) yanında anonim olarak anlatılanlar-anlatılanların 600’lü yıllardakilerle giyim kuşam dışında epeyce benzerlikleri vardır-tarihe açılan gedikler gibiydi. 600’lü yıllarda Doğu Roma İmparatorluğunun eyaletlerini aşırı vergilere bağlaması Hıristiyan, Yahudi, Zerdüşt gibi dini zümreleri rahatsız etmiştir. İşte böylesi şartlar İmparatorluğun İslam Arap ordularının istilasına direncini kırmıştır. Ve bizim öykümüz Arap, Süryani, Kürt, Ermeni, Bizans (Yunan), Pers halklarının hâkim olma, yaşama, direnme veya istila eylemlerinin olduğu (Yukarı) Mezopotamya’da yaşananları betimlemektedir. Romanda olayların betimlenmesinde ırklar ve dinler karşısında eşit mesafede olunmuş, akıl ve mantıktan kaçınılmamıştır.

Romanın ana örgüsünü temsil den Mardin Kalesi Osmanlı’ya da damgasını vurarak çeşitli tarihsel faktörlerin etkileşmesine neden olmuştur. Kürt, Türk, Arap, Ermeni, Süryani köylü ve göçebelerin tarımsal (feodal) ekonomileriyle bağlantılı olarak Kürt, Arap aşiret reislerine verilen aristokrasi unvanlarıyla Ağalık (Beylik) bağımsız bir kurum olarak günümüz Cumhuriyet’ine kadar sürmüştür.(Bugün Mardin Türkiye’nin bir kentidir.) Merkezi yönetimin nerdeyse siyasi, ekonomik ve toplumsal temsilcisi kabul edilen bu yöntem dirlik ve birlik unsuru olarak görülmektedir. Ve yerel aristokrasi ile gelinen noktanın bu bölgede binlerce yıldır olanlardan başka bir şey olmadığıdır. Aşiret, bey, ağa, şeyh, seyyid gibi ilişkilerin bolca yaşandığı Mardin’de Kürtçe, Ermenice ve Arapça’nın yanında İsa’nın dili Aramca’nın (Süryanice) konuşulması bölgedeki otantik dillere bir örnektir. Şu an itibariyle Mardin’de en kalabalık etnik grup Sünni Kürtlerdir. Mardin merkezinde bazı Kürtler Araplaşmıştır. Ayrıca bölgede uzun yıllar “güneşe ve ateşe tapanların dini” olarak bilinen Şemsilik (Zerdüştlük), “Şeytanı melek sayanların dini” olan Yezidilik (kimine göre “İslamiyet’ten sapma” kimilerine de bir “Kürt dini” sayılır), Hıristiyanlık ve Yahudilik birlikte uzun yıllar, arkaik inanç ve dinler olarak birlikte yaşayabilmiştir.

Nihayet biz bu garip kentimiz Mardin’in öyküsünü yazmaya çalışırken tüm etnik gruplara ve dinlere hoşgörüyle sığındık. Bugün Türk, Kürt, Arap, Ermeni (yok denecek kadar azdırlar), Süryani etnik gruplarının kardeşçe yaşadığı Mardin’in yazmaya çalıştığım öyküsü, okurlarımı heyecanlı bir zaman tüneline sokacağı düşüncesindeyim. Ve bu kitap rahiplerle dolu surların içinde, Roma kuvvetlerinin ve İslam komutanlarının anahtarı elinde mücadelesini anlatır. Şemsilerin ve Yahudilerin zayıflığının yanında, itaat edenlere barışla yaklaşma, direnenlere de kılıçla yok etmenin yolları sanki kendiliğinden açılmıştır bu öyküde.

Bülent TEKİN

internetten üzerinde satın almak için (aşağıdaki linki kopyalayıp adres çubuğunuza yapıştırarak ulaşabilirsiniz. )

www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=128792
www.tulumba.com
www.kitapnoktasi.com

Kitapevleri

ANKARA ÇARÇIRA kitapevi SELANİK cd. Eğin işhanı kat.2 no.44/6 Kızılay-tlf:4255478

İSTANBUL Peri yayınları:Söğütlüçeşme Cad. Nuhoğlu Apt.No:10/19(tlf:02163472644 Cep:0533 4880112) Kadıköy

MARDİN Uçar kırtasiye
KIZILTEPE Kelepir kitapevi
DİYARBAKIR Avesta kitapevi

Pazartesi, Temmuz 02, 2007

Halamın defnini müteakip Amcamı ziyaretimiz


Pazartesi, Mayıs 28, 2007

ABDULLAH EFENDİ 'nin kızı AYŞE HÜSEYİN DEDE'min halası

Anlayacağınız HÜSEYİN DEDE'min halası !

AMME AYŞE nin 7 çocuğu olur İSMAİL,KAMİLE,LATİFE,MAĞRUFA,FİNCE,İBRAHİM,HALİL

Bu yedi kardeşten benim tanıdıklarım MAĞRUFA nın çocukları VASFİYE ,MÜNİRE, ZEKİYE, MÜNİR. Camcı olan Münir ÇABUKOĞLU nun kurduğu ANADOLU CAM ölümünden sonra şirketleşerek İZOCAM ve SİKA nın Güneydoğudaki en büyük bayilerinden olmuştur, Çocukları Hamit ,Sedat, Vedat, Serdar, Zühal
Münire nin GÜLSEREN ,ŞEHMUS,SELMA,HIDIR 4 Çocuğu var Şehmus bu yıl içinde rahmetli olmuştur,Hıdır Mardin köyişlerinde çalışıyor.

ZEKİYE de namı diger HALE ZEKO olmalı,6 Çocuğu olmuş Ali, Muhammed, Halise,Emine,Suphi, Suphiye

FİNCE,HAFIZ DAVUD 'la evleniyor URFA viranşehir'e göçediyor, şu an hayattadırlar üç çocukları olur HALİS ve ATA ölmüş,HALİSE ise hayatta Halisenin eşi TEVFİK rahmetli olmuş ,dört çocugu var ,VEYSİ yi acı bir TRAFİK kazasında kaybetti, .., BİRGÜL ve ADNAN , Adnan DİNÇER Siyasal mezunu mülkiyeli, kaymak gibi kaymakamlık hakkından vazgeçip memleketi insanına istihdam yaratmak için kurduğu şirketle Viranşehirin en büyük un fabrikasını kurmuş fakat TC nin malum krizlerinden birinde payını alıp yenilgiye uğramış, uzun yıllar sonra Mardin havaalını müdürü olup bir yılın ardından kendi isteğiyle Ankara GENEL MD. gelerek DHMI de görev yapmaktadır.
Birçoklarınızın bildiği gibi üç çocuğu var TEVFİK FATİH,TİMUR ,GÖNÜL.
Avukat TEVFİK FATİH DİNÇER aynı zamanda ÇABUKLAR A.Ş ninde avukatı Devam edecek....

Pazar, Mayıs 20, 2007

MARDİNLİ ABDÜLMECİT HOCA babası ABDULLAH HOCA

Hoca Abdullah efendi,kendisiyle birlikte altı kardeş, Mahmut,*Abdülrahman diger üç kardeşin bilgisine ulaşamadım.
Ve sizlere bir bilgi daha Abdullah efendinin dördü erkek ikisi kız olmak üzere altı çocuğu olmuş.
Ahmet,**Halil, Abdülmecit, Abdülaziz, Ayşe, Vesile.
Soyumuzun IRAK/kufe den kalkıp SURİYE/Şam yada TURKİYE/Mardin'emi önce geldiği ile ilgili çelişkilerim var kesinlik kazanınca sizlerle paylaşacağım.
Ayrıca Abdülmecitin diger kardeşi Abdulaziz'in soy ağacı bilgilerinede ulaştım yakında sizlerle paylaşacağım.
Geriye kaldı Şamdaki kardeşi Halil onun bilgilerine de ulaştım sayılır, kızlarla ilgili kayıt yok, işte Arife teyzenin bilgilerine ,belgelerine olan ihtiyacımızın gerekliliği, Hasan abi bu satırları okumuştur inşallah !, araştırmaya devam edeceğim.
* Arife teyzenin dedesi olan Abdülrahman ,Hüseyin dedemin Babası Abdülmecitin amcası
Abdülrahmanın dört çocuğu olmuş, ŞAKİR,HAMDİYE,MEHMET ALİ,HACI NEZİR.
HACI NEZİR'in altı çocuğu olmuş ARİFE,ADLE,ABİD,NAFİYE,CEMİL,MEHMET ALİ
** Şam'daki dedelerimizden aşağıda fotoğrafta görülen İbrahim İmamın babası
(Bakınız önceki sayfalar 16.10.2006 Tarih ve bugün)

Perşembe, Mayıs 17, 2007

Remziye ÇABUK Definden görüntüler

15.05.2007 Saat 14.00 eşi Mehmet TARZAN'ın kabrine, onun üstüne defnettik.



Pazartesi, Mayıs 14, 2007

ÇABUK Ailesinin acı kaybı...

Son imamın gelini, sevgili halam Hüseyin-Makbuleden doğma 1931 doğumlu Remziye ÇABUK, ''ANNELER GÜNÜ'' ertesi , MARDİN DEVLET hastahanesi yoğun bakımında 14.05.2007 05.00 sularında hayata veda etmiştir.

Cenazesi ikamet ettiği Ankara'ya intikal ettirilerek , Karşıyaka 'da 15.05.2007 günü Öğlen, cenaze namazını müteakip defnedilecektir.

Başımız sağolsun , ALLAH rahmet eylesin.